BİZ SİZİ ARAYALIM

Detaylı bilgi almak ve randevu oluşturmak için formu doldurun, biz sizi arayalım.

Travmalar

Beyin ve sinir cerrahisi yani nöroşirürji çok sayıda hastalıkla ilgilenmektedir ve bu hastalıkların arasında travmalar ile travmalara bağlı çok sayıda problem de yer almaktadır. Bu süreçte elbette uzman profesyoneller çok sayıda teknik kullanarak teşhis ve tedavi çalışmaları uygularlar. Cerrahi ve mikrocerrahi uygulamalar, çok sayıda teknolojik cihaz ve profesyonel uzmanlar modern tıptaki tüm gelişmeleri kullanarak beyin ve sinir cerrahisi temelli travmalara çözüm ararlar.

Travmalar çoğunlukla dış etkenler sonucu gelişmektedir. Dış faktörlerin etkisiyle oluşan travmalar temele dokulara ve organlara hasar vermektedir. Omurilik ve kafa travmaları bu noktada incelenmesi gereken iki büyük travma çeşididir.

Omurilik Travmaları

Omurga içinde yer alan sinir ağlarında yaşanan yaralanmalar omurilik travmaları olarak nitelendirilebilir. Başta ekstrem sporlar olmak üzere tüm sporlardaki yaralanmalar, trafik kazaları, yüksekten düşme veya kısa mesafe olsa bile tehlikeli düşüşler yaşama ve silahlı yaralanmalar sonucu omurilik travmalarının oluştuğu görülmektedir. Omurilik travmalarında çeşitli görüntüleme yöntemleriyle teşhis sağlanır ve genellikle cerrahi yöntemlerle tedavi süreci başlatılır.

Kafa travmaları da tıpkı omurga travmaları gibi sebeplerden ötürü gerçekleşebilir. Kafa travmaları oldukça tehlikeli sonuçları anlık olarak yaratabileceği için teşhis uygulamaları da aynı şekilde oldukça hızlı sonuçlandırılmalı ve doğrudan gerekli müdahalelerin yapılması gerekmektedir. Bu müdahaleler çoğunlukla cerrahi uygulamaları kapsamaktadır. Bu noktada darbe sonrası sürecin takibi ve oluşturduğu hasarın incelenmesi, travma sürecinin devamında oluşabilecek olası zedelenmeler değerlendirilmelidir.

Kafa Travmaları Belirtileri ve Tedavi Uygulamaları Nelerdir?

Kafa travmaları genellikle kafaya alınan darbeler üzerinden gerçekleşir. Çoğunlukla sert darbeler üzerinden travma oluşumu gerçekleşse de oldukça hafif darbelerin de travma oluşumunu tetiklediği görülmüştür. Kafatası kemiğinin sağlam yapısına rağmen özellikle yüz ve kafa bölgesindeki derinin hassas olması, alınan etkiye karşılık yeterli tepkinin verilememesine neden olur. Kafa bölgesindeki organlar ile beynimiz darbeler karşısında zarar görmeye daha müsaittir. Travmalar iç ve dışta gerçekleşebilir. İç kanama gibi durumlar olabileceği gibi kesikler aracılığıyla dışarıya doğru kanama da gerçekleşebilir. Aynı zamanda cilt altında kan toplanabilir ve ödem oluşumu gerçekleşebilir.

Kaza sonrasına kısa süreli hafıza kayıpları, bilinç kaybı veya bulanıklık, uykulu hal ve uykuya karşı koyamama, bebeklerde çevreye ilginin kaybolması, kasılmalar, denge bozukluğu, baş dönmesi ve ağrısı, kulakta kanama veya kulak ile burundan saydam sıvı gelmesi, konuşma bozukluğu, kollarda ve bacaklarda uyuşma gibi durumlar ise ciddi problemlerin oluştuğunu gösterebilir. Bu gibi durumlarda bireylerin acil bir şekilde sağlık kurumlarına başvurması önerilmektedir.

İlk muayenede fiziksel muayene ve olay öyküsü dinlendikten sonra çeşitli görüntüleme yöntemleri ile yaşanan problem tespit edilip şiddetine göre derhal müdahale altına alınmalıdır. Hafif kafa travmalarda süreç problemsiz atlatılabilir ve eğer kesik varsa dikiş atılarak hasta hayatına devam edebilir. Ancak ciddi problemler yaşandıysa cerrahi müdahalelere başvurulabilmektedir.

Omurga Travmaları Belirtileri ve Tedavi Uygulamaları Nelerdir?

Omurga, omurilik travmaları da kafa travmaları gibi benzer sebeplerle gerçekleşir. Spor, trafik kazaları, iş kazaları, düşmeler ve silahla yaralanmalar omurga travmalarında ana sebeplerdir.

Bu gibi problemler üzerine vücutta aniden oluşan bir güçsüzlük, his kaybı, koordinasyon bozukluğu hissediliyorsa, felç oluşumu geliştiyse, tuvalet tutma kabiliyeti kaybolduysa, solunum problemleri geliştiyse, el ve kollarda kontrol tamamen gittiyse, kas zaafiyeti hissediliyorsa veya kanama durumu söz konusuysa hızlı bir şekilde sağlık kurumlarına başvurulması gerekmektedir.

Omurilik travmaları da oldukça tehlikeli durumlar doğuracağı için hızlı adım atılmalı ve yaşanan problemin bir an evvel teşhisi sağlanıp tedavi uygulamaları başlatılmalıdır. Tüm travmalar için geçerli olan bu durum, travmanın geliştiği andan itibaren çok önemlidir çünkü o andan tedavi sürecine kadar olan sürecin hızlı tamamlanması hayati açıdan oldukça kritiktir.

Tedavide öncelikli hedef ortaya çıkmış nörolojik defistlerin durdurulması, halihazırda mevcut bir instabilite varsa düzeltilmesi ve dekompresondur. İmmobilizasyon, hemodinamik ve otonomik problemlerin iyileştirilmesidir. Bu bağlamda cerrahi, tıbbi ve kortikosteroid uygulamalarına başvurulmaktadır.

Top