Dünya Sağlık Örgütü obeziteyi, vücut yağ dokularında sağlığı bozacak ölçüde anormal ve fazla miktarda yağ birikimi olarak tanımlamaktadır. Kadınlarda bel çevresinin 88 cm’yi, erkeklerde ise 102 cm’yi geçmesi obezite göstergesidir. Obeziteyi tanımlarken vücut kitle indeksi (VKİ) kullanılır. VKİ kilonun, boyun karesine bölünmesi ile ortaya çıkan sayı olup 30 kg/m2’yi geçtiğinde obezite var demektir. Obezitenin tedavisinde öncelikle yaşam biçimi değişikliği ile birlikte, diyet, düzenli egzersiz ve gereğinde ilaçlar kullanılır. Ancak obezite oluştuktan sonra bu tür yöntemlerle kalıcı kilo verme ihtimali %2-3’tür. Obezite cerrahisi bu tür yöntemlerle kilo veremeyen uygun obez kişilere yapılır. Obezite cerrahisi geçmişten günümüze çok fazla değişiklik göstermiştir. Son 20-25 yıldır obezite ameliyatları laparoskopik (kapalı ameliyat) olarak yapılmaktadır. Günümüzde en çok yapılan ameliyat yöntemi tüp midedir. Midenin %75’lik bölümü çıkarılır. Çıkarılan bölümden üretilen ghrelin isimli iştah hormonu olmayacağından iştah eskiye göre azalır. Mide hacmi de azaldığından az yemek ile doyulur. Bu şekilde hastalar birinci yılın sonunda fazla kilolarının yaklaşık %70-80’ini verirler. Kilo kaybının yanı sıra obeziteye eşlik eden ek hastalıklar da %60-95 oranında tamamen düzelir.

Tip 2 şeker hastalığı orta yaş ve üzerinde ortaya çıkan, genellikle vücudun insüline karşı direnç geliştirmesi ile ortaya çıkan bir hastalıktır. %90’ının sebebi obezitedir. Şeker hastalığı; kalp ve damar hastalıklarına, böbrek yetmezliğine, görme kayıplarına yol açabilmektedir. Tedavisinde öncelikle yaşam biçimi değişikliği, diyet ve spor mutlaka yapılmalıdır. Genellikle insülin üretimini arttıran veya insülin direncini azaltan ilaçlar kullanılır. İlerleyen durumlarda ise insülin kullanılır. Şeker ameliyatları ise tedaviye rağmen şeker düzeyleri normal seviyelere inmeyen, insülin kullanan veya ek organ hasarı başlayan hastalara yapılır. Obezite ve şeker ameliyatları iç içe geçmiştir. İkisini birbirinden ayırmak, farklı saymak mümkün değildir. Yapılacak ameliyat yöntemi, hastanın yaşına, şeker hastalığının süresine, hangi tedaviyi aldığına, ek organ hasarının olup olmadığına, pankreastaki insülin rezervine bakılarak karar verilir. Şeker ameliyatları da obezite ameliyatları gibi laparoskopik yapılır. Tüp mide ameliyatında olduğu gibi mide küçültülür. İnce bağırsağın ilk ve son bölümü yer değiştirilir. Böylece mideden tam olarak sindirilmeyen gıda pankreas enzimlerine maruz kalmadan direkt ince bağırsağın son bölümüne geldiğinden, buradan GLP-1 adlı hormon üretilir. Bu hormon pankreastan insülin salgılanmasını ve salgılanan insülinin dokulardaki etkinliğini arttırır. Bu şekilde şeker hatalığı %90-95 oranında tamamen düzelir.

Obezite ve diyabet cerrahisi multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. Hasta seçimi başarının sağlanmasında çok önemlidir. Ameliyat sonrası takipte en az ameliyat kadar önemlidir.

Bu bölümde çalışan doktorlarımız