Bize Ulaşın 0 (232) 854 1 854

Ayrancılar (Havaalanına 10 km) / İzmir İletişim

  • tr

Digital Röntgen

rontgen

Radyografi veya diğer isimiyle röntgen filmi, takriben yüz senedir kullanılan, en daha önceki ve en çok bilinen tıbbi görüntüleme tekniğidir. Konvansiyonel röntgende, yalnızca incelenecek bölgeye yöneltilmiş, düşük dozdaki X ışınlarıyla uzuv veya vücut bölgelerinin resim filmleri üzerine görüntüleri ele geçirilir.

Dijital röntgende ise görüntüler filme değil, bilgisayar üzerine kaydedilir, daha düşük dozda X-ışınları kullanılır ve bilgisayar ortamındaki görüntüler üzerinde detaylı değerlendirme yapılır.Lifemed’de bulunan dijital röntgen aleti ile hastalarımıza düşük dozda X ışını verilmekte ve bilgisayar ortamındaki görüntüler üzerinde detaylı değerlendirmeler yapılabilmektedir. Merkezimizdeki kullanılan radyografi sistemi ile kontrastlı ve kontrastsız tüm incelemeler uygulanabilmekte ve buna paralel olarak skolyoz incelemeleri tek bir film üzerinde radyogram oluşturan özel bir sistemle yapılmaktadır.

Dijital Röntgenin Avantajları Nelerdir?

Digital Röntgen ilk görüntüleme metodudur. Tüm kemik yapılar ve akciğer için yapılır. Bir takım kontrast maddeler kullanılarak, böbrek işlevleri ve idrar yollarının görüntülenmesinde, yemek borusu, mide, ince ve kalın barsak gibi tüm sindirim sistemlerinin görüntülenmesinde de kullanılabilmektedir. Çekimin ön hazırlığı için, çekimin yapılacağı bölgeye göre takılar, gözlük ve diğer metal objeler çıkarılmalıdır. Akciğer ve kemik yapıların çekimi için ön hazırlığa gerek yoktur. Bu ön hazırlıklar röntgenin neticenini doğru alabilmek açısından yapılır.

Dijital radyografide, film yerine direk bilgisayara bağlanan küçük bir idrak edici kullanılınır. Röntgeni çekmek çok daha hızlı zira dişten dişe küçük hareketlerle geçirebilmektedirve her bir görüntü için film takma zorunluluğu kalmaz. Ayrı olarak daha hızlıdır zira röntgenler bilgisayar ekranında hemen görünebilir ve banyo müddeti diye bir şey yoktur.

Dijital röntgenin avantajları:

-Film banyo işlemi yoktur.
-İşlem müddeti kısadır.
-Fiyatı düşüktür.
-Alınan ışınım miktarı daha önceki sistemlere göre daha azdır.
-Doz hatasına bağlı tekrar çekimler asgari düzeydedir.
-Görüntü kalitesi daha iyidir ve kontrast ayarı bilgisayar sayesinde istenildiği gibi yapılabilmektedir.

Gebeler Röntgen Çektirebilir mi?

Yüksek dozlarda maruz kalınan iyonize ışınım veya röntgen (röntgen filmi) insanlar üzerinde çeşitli zararlar oluşturmaktadır. Bu zararlar elbetteki gebelik döneminde gerek anne adayı, gerekse bebek için de söz konusudur. Alakalı zararlar:

– Anne karnında ölüm
– Çeşitli anomaliler
– Büyüme ve gelişme geriliği
– Kanser

Burada dikkat edilmesi şart olan ise bu zararların gebelik dönemine göre ve alınan ışınım dozuna göre farklık göstermektedir.

5 rad (5000 mrad) (0.05 Gy) altında ışınım dozunun gebelik üzerinde düşük, ölüm, anomali, gelişme geriliği, zeka geriliği vb yan etkiler oluşturdağuna konusunda şu an için rastgele bir bilgi mevcut değildir. 5 – 10 rad arasındaki dozlarla alakalı bilgiler ise çok muğlaktır, bununla beraber 10 rad (10000 mrad) (0.1 Gy) dozun üzerinde ışınım ile konjenital malformasyon rizikosunun arttığını gösteren çalışmalar daha nettir. Aşağıdaki listede de görüldüğü gibi çekilen tanısal röntgenler burada söz edilen 5 rad (5000 mrad) hududunun çok altında ışınım yaymaktadır.

Örnek vermek gerekirse 20 karın filmi ancak 5000 mrad hududuna erişebilmektedir. Göğüs veyahut diş röntgeni mevzubahis olunca bu hududa erişmek için onlarca röntgen çekmek gerekir. Tabi gene de gebelik sırasında gereksiz röntgen çekimlerinden kaçınmak ve bilhassa karın bölgesinin mermi yelekle savunması gerekmektedir. Acil olmayan rötgen filmleri gebelikten sonraki döneme ertelenmelidir.

Gebeliğin döllenmeden sonraki ilk 14 gününde embriyo ışınıma çok hassastır ve çoğunlukla “ya hep ya hiç” kaidenine göre gebelik ya tamamiyle biter (düşük veya ölüm) veya gebelik normal olarak devam eder. Bu dönemde anomali veya büyüme geriliğine yol açtığı gözlenmez. Bu ilk 14 günden sonra yüksek doz ışınıma maruz kalındığında zeka geriliği ve beyin, göz ve diğer uzuvlarla alakalı anomaliler ve büyüme geriliği gelişebilir. 20-25 haftalardan sonra fetus radyasyonun teratojenik (anomali yapıcı) tesirlerine daha dirençlidir.

Çeşitli röntgen filmlerinde ve bilgisayarlı tomografide fetusun maruz kaldığı doz (mrad biriminden) :

– Bir göğüs filmi: 1 mrad’daz az
– Bir karın filmi: 200-300 mrad
– Bir IVP: 400-900 mrad
– Boyun ve sırt omurilik filmleri: 1 mrad’dan az
– Lumbar vertebra filmi: 400-600 mrad
– Bir diş filmi: 0.01
– Mamografi: Önem vermeyecek kadar az miktarda
– Göğüs CT (Bilgisayarlı tomografi): 30 mrad
– Karın CT (Bilgisayarlı tomografi): 250 mrad

Radyasyon birimleri:

1 rad = 0.01 gray (Gy) = 0.01 sievert (Sv) = 1 rem
1 rad = 1000 mrad = 10 mGy = 0.01 Gy
1 rem = 1000 mrem = 10 mSv = 0.01 Sv

Röntgen Çekimi Bebeğe Zarar Verir mi?

Gebelik esnasında yapılacak röntgen çekimlerinde az sayıda ve düşük dozda olması vaziyetinde bebek üzerinde herhangi bir zarar veren tesiri olmayacağı düşünülmektedir. Bunun yanında oluşabilecek birtakım rizikolar gene de mevcuttur, özellikle alakalı hudut aşıldığında ve yüksek dozda radyasyon alındığında bu rizikolar maksimize olur

Gebeler üzerinde röntgen filmleri çekerek araştırmalar yapmak olası olamayacağı için bu rizikolar konusundaki bilgiler daha çok Japonya’ya atılan atom bombası ve Chernobyl faciası sonrası kurtulan insanların gözlemlerine dayanmaktadır.

Alakalı rizikolar:

– Ölüm
– Doğumsal anomaliler (özürler)
– Mikrosefali (Beynin küçük olması)
– Zeka geriliği
– Bebekte gelişme geriliği
– Genetik bozukluklar
– Kanser

Gebelik haftasına göre röntgen ışınlarının tesirleri:

– Bu zararlı tesirlerin olması maruz kalınan radyasyon ışınının dozuna ve çekim esnasında gebeliğin kaç haftalık olduğuna bağlıdır. Döllenmeden sonraki ilk 14 günde embriyonun radyasyona maruziyetinde “ya hep ya hiç” kaidesi geçerlidir. Başka bir deyişle bu dönemde gebelik ya düşükle sonuçlanır, büyümeye devam etmez ya da hiçbir zarar görmeden gebelik devam eder; anomali, kanser, gelişme geriliği gibi rizikolar bu dönemdeki maruziyetle oluşmaz.

– Bundan sonraki gebeliğin 4-10 haftaları arası radyasyon, ilaç tesiri gibi zararlı etkenlerre en hassas olunan dönemdir. Bu dönemdeki maruziyet gelişme geriliği, organ anomalileri, mikrosefali, zeka geriliği gibi etkiler yaratabilir.

– 20-25 gebelik haftasından sonra bebek radyasyona daha dirençlidir.

Kimi araştırmalar anne karnında radyasyona (röntgen ışınlarına) maruz kalan çocuklarda ileriki yaşlarda lösemi benzeri kanserlerin görülme rizikosu olduğunda artış olduğunu söylese de bu konu tartışmalıdır, çok net değildir. Sözgelimi Japonya’daki atom bombaları sonrasında anne karnında radyasyona maruz kalan çocuklarda kanser artışı görülmemiştir.

Atom bombası olaylarında anne karnında rasyasyona maruz kalan çocuklarda ileriki yaşlarda zeka geriliği ve mikrosefali (beynin küçük olması) açık şekilde artmış olarak izlenmiştir. Bunun nedeni ışınımın sinir dokusu gelişimini etkilemesidir. Zeka geriliği bilhassa anne karnında 8-15 gebelik haftaları arasında ışınıma maruz kalanlarda izlenmiştir. 8. haftadan önce ve 25. haftadan sonra rasyasyona maruz kalanlarda şiddetli zeka geriliği izlenmemiştir (yukarıda anlatılan nedenlerden dolayı).

Röntgen Çekimi Vücudun Nerelerine Yapılır?

Röntgen, vücudunuzdaki yapıların, genel olarak da kemiklerin görüntülenmesini sağlayan hızlı, acısız bir tanı metodudur.

Röntgen ışınları vücudunuzdan geçebilmektedir. Bununla beraber içinden geçtikleri materyalin yoğunluğuna bağlı olarak emilirler. Kemik ve metal gibi yoğun materyaller, röntgen filmlerinde beyaz görünür. Ciğerlerdeki hava siyah görünür. Yağ ve adale gri tonlarında görünür.

Bir takım röntgen türlerinde; röntgen filmlerinde daha fazla teferruat ele geçirmek için vücuda iyot veya baryum gibi kontrast maddeler verilir. Röntgen ışınları bu arada düşük dozda radyasyona maruz kalmanızı sağlayabilir. Ancak, bu testlerin yararları rizikolarından çok daha fazladır.

Röntgen çekimi vücudun çeşitli bölümleri için yapılabilmektedir. Vücutta başlıca röntgen çekimi yapılacak bölgeler:

1) Akciğer
2) İskelet sistemi
3) Diş
4) İnce ve kalın bağırsak
5) Üst sindirim sistemi
6) İdrar yolları
7) Kadın üreme organları
8) Mamografi

Vücudun değişik bölgelerine uygulanacak röntgen işleminin uygulama süreçleri farklılık göstermektedir ve kimilerinde çekim öncesi hastanın yapması veyahut yapmaması gerekenler olacaktır. Bunun için hekiminiz sizi yönlendirecektir.

Röntgen Çekiminin Zararı Var mıdır?

X ışınları veyahut röntgen ışınları temas ettikleri maddelerin elektron kaybetmelerine başka bir deyişle iyonize olmalarına kapı aralayan yüksek enerjili ışınımdır. Bu ışınlar tanı emelli kullanılan filmlerin çekilmesine kullanılırlar.Doza bağlı olarak hücre ayrılması ve genetik yapı da bozulmalara kapı aralayabilirler. Röntgen ışınlarının da dahil olduğu iyonize ışınıma en hassas olan hücreler hızlı ayrılan hücrelerdir bu yüzden gelişmekte olan fetus ve ona ait dokular bu ışınlardan en fazla zarar görmesi beklenilen yapılardır.

Burada en büyük riziko grubu gebe kadınlarda mevcuttur.

Tüm tanı ve rehabilitasyon yollarında olduğu gibi röntgen filmlerinin de potansiyel fayda ve zararları mevcuttur. Bu hem hamile olan hem de olmayan kişiler için geçerlidir.

İyonize radyasyon hızlı ayrılan ve çoğalan hücreler üzerinde daha fazla tahrip edici tesire sahip olduğu için gelişmekte olan fetus üzerinde de zararlı tesirleri olabilir. Ancak bu tesirlerin doz ve müddete bağlı olduğu unutulmamalıdır.

Yapılan araştırmalarda fetusa zararlı olabilecek radyasyon dozunun 5 rad olduğu, fetusun bu miktarın altında radyasyona maruz kalması durumuda ise zarar görme ihtimalinin son derece uzak olduğu ortaya konmuştur. 5 rad hiçbir radyoloji tekniği ile erişilemeyecek oldukça yüksek bir dozdur.

Röntgen Nasıl Çekilir?

Röntgen tıpta kullanılan başlıca tanı yollarından birisidir. Wilhelm Conrad Röntgen tarafından 1895 yılında hasbelkader bir deney sırasında bulunmuştur. Röntgen ışınları öncelikle X ışını şeklinde adlandırılmıştır. Röntgen ışınlarının X ışını olarak adlandırılmasındaki temel sebep tüm özelliklerinin idrak edememesinden kaynaklanmaktadır.

X ışınları temel olarak alternatif şehir akımının yükseltilerek düz akım haline getirilmesinden ve bunun bir cam tüp içinde kapalı şekilde aktarılması esnasında anota çarpan elektronların enerjilerinin değişmesinden kaynaklanır. X ışınları düz akan ışınlardır. Bunlar yönlendirilir ve dokuların içlerinden geçmeleri sağlanır. Dokularda absorbsyon, dokuların cinsine ve kalınlığına göre değişmektedir. Artık ışınlar şayet dijital röntgenlerse bir görüntü plağının üzerine düşerler.

Eğer konvansiyonel grafilerse bir film üstüne düşerler ve böylelikle imaj oluşturulur. Başlangıçta tıbbi kasıtlı kullanılan X ışınları son zamanlarda endüstride ve güvenlik ile ilgili kontrollerde de kullanılmaktadır. Hastanın dokularını açmadan, hastaya dokunmadan, ellemeden, hastayı rahatsız etmeden tanıya katkıda bulunan mucize ışınlardır röntgen ışınları.

Röntgen uygulamaları hangi bölgeye uygulanacağına göre fark metodlar içermektedir.

İnce ve kalın bağırsakların röntgenleri çekilirken önce boşaltım sağlanır. Tamamen temiz olduğundan emin olununca kontrast madde verilir. Yaklaşık 15 dakika sürer ve kontrast madde verilmesinden sonra tetkik bitirir. Üst sindirim yolları için hastaya gaz yapıcı tabletle birlikte kontrast madde yutturulur. Hareketi izleyerek filme alınır. Anjiyografilerde ise kontrast madde genellikle sağ kasıktan verilir. Yaklaşık 20 dakika sürer ve damarlardaki hareketler filme alınır. Tomografilerde hasta makinenin içine yatay bir şekilde yerleştirilir. Yaklaşık 15 dakika istenilen bölgenin kesitleri alınana kadar devam eder. Akciğer, iskelet sistemi ve diş gibi sert dokuların röntgenlerinde doğrudan film alınır. 1-3 saniye arasında röntgen bitirmiş olur. Mamografilerde de çok kısa müddetli çekim olmaktadır.

Vücudun hangi bölgesinden röntgen alınmışsa o bölgenin uzmanı ya da radyolog tarafından röntgen açıklanır. Röntgen açıklanırken net teşhis metodu olmadığı unutulmamalıdır. Röntgen yardımcı bir teşhis metodudur. Hekim kuşkuda kaldığı vaziyetlerde başka tanı metodlarına da müracaat edebilir.