Bize Ulaşın 0 (232) 854 1 854

Ayrancılar (Havaalanına 10 km) / İzmir İletişim

  • tr
Eki 3

Migrenle İlgili Detaylı Bilgiler

Migrenle İlgili Detaylı Bilgiler

 

Migren, çoğunlukla özerk sinir sisteminde görülen birkaç belirtiyle irtibatlı olan tekrarlayıcı orta şiddette ve şiddetli baş ağrısı ile karakterize kronik bir rahatsızlıktır. Kelimenin kendisi Yunanca ἡμικρανία (hemikrania), “başın bir tarafındaki ağrı”   (hemi-), “yarım” ve (kranion), “kafatası” ifadesinden türemiştir.

Normalde baş ağrısı tabiatı gereği unilateral (başın tek bir tarafını etkiler) ve atımlıdır ve 2 ila 72 saat sürer. İlişkili belirtiler arasında bulantı, kusma, fotofobi (ışığa karşı artmış hassasiyet), fonofobi (sese karşı artmış hassasiyet) bulunabilir ve ağrı çoklukla fiziksel etkinlik ile şiddetlenir.Migren baş ağrısı çeken kişilerin hemen hemen üçte biri, yakın bir vakitte baş ağrısının alana geleceğinin sinyalini veren geçici duyusal, motor bozukluk, görme veyahut konuşma yeteneği bozukluğu olan bir aura hisseder.

Migrenin etrafsal ve irsiyetsel etmenlerin bir karışımına bağlı olduğu düşünülmektedir. Olayların takriben üçte ikisi aile içinde görülür. Değişen hormon düzeyleri de rol oynayabilir: Migren ergenlik öncesi yaşlarda erkekleri kızlara göre biraz daha fazla etkiler, ancak kadınları erkeklere göre iki üç kat daha fazla etkilemektedir. Migren eğilimi genellikle gebelik sırasında azalır.Migrenin gerçek mekanizması bilinmemektedir. Bununla beraber, nörovasküler bir bozukluk olduğu düşünülmektedir. Başlıca kuram, serebral korteksin uyarılabilirliğinin artması ve beyinsapındaki trigeminal çekirdekte bulunan ağrı nöronlarının anormal bir şekilde kontrol edilmesiyle ilişkilidir.

Önerilen ilk rehabilitasyon baş ağrısı için ibuprofen ve asetaminofen gibi kolay ağrı kesiciler, bulantı için antiemetik bir ilaç ve tetikleyici vaziyetlerden uzak durulmasıdır.Basit ağrı kesici ilaçların tesirli olmadığı kişiler triptan ya da ergotaminler gibi özel ajanlar da kullanabilir. Dünya genelinde, toplumun %10’undan fazlası hayatlarının bir döneminde migrenden etkilenmektedir.

Belirtiler ve semptomlar

Normalde migren, otonomik semptomlar ile ilişkili bir müddet devam eden, tekrarlayıcı şiddetli baş ağrısı ile kendini gösterir. Migrenli kişilerin yaklaşık %15-30’unda auralı migren ile karşılaşılır ve auralı migreni olanların sık sık aurasız migreni de olur.Ağrının şiddeti, baş ağrısının müddeti ve atak sıklığı değişir. 72 saatten uzun süren migren status migrenozus olarak adlandırılır.Migrende olası dört evre bulunur ve bu evrelerin tümünün yaşanması gerekmemektedir:

  1. Prodrom; baş ağrısından saatler veya günler önce alana gelir
  2. aura; baş ağrısından hemen önce oluşur
  3. Ağrı evresi; baş ağrısı evresi olarak da bilinir
  4. Postdrom; migren atağı sonrasında yaşanan etkiler

Prodrom evresi

Migrenli kişilerin takriben %60’ında prodromal veyahut ikazcı belirtiler alana gelir ve ağrı veyahut aura başlangıcından evvelki iki saat ile iki gün arasında başlarlar. Bu belirtiler çok çeşitli olayları içerebilir; örn., değişmiş ruh hali, sinirlilik, çöküntü ya dazindelik hissi, yorgunluk, bir takım yiyecekleri çok isteme, gergin kaslar (bilhassa boyunda), kabızlık veyahut ishal ve kokulara ve gürültüye karşı hassasiyet. Bu belirtiler hem auralı migreni hem de aurasız migreni olan kişilerde olabilir.

Aura evresi

Enhancements reminiscent of a zigzag fort structure Negative scotoma, loss of awareness of local structures
Positive scotoma, local perception of additional structures Mostly one-sided loss of perception

Birkaç dakika içinde kademeli olarak ortaya çıkar ve ekseriyetle 60 dakikadan daha kısa sürer.elirtiler görsel, duyusal veyahut motor tabiatta olabilir ve bir hayli kişide ansızın fazla belirtiyle karşılaşılır. Görsel etkiler en yaygın olanıdır ve olayların hemen hemen %99’unda görülür ve yarısından fazlasında tek belirti olarak alana gelir. Görme bozuklukları çoğunlukla kıvılcımlı skotomdan (görme alanında titreşen bölümü farklık alanı) oluşur. Bunlar normalde görme merkezine yakın bir yerde başlar ve daha sonra tahkimat veyahut kale duvarlarına benzediği söylenen zig zag çizgilerle yanlara doğru dağılır. Çoğunlukla çizgiler siyah beyazdır ancak bir takım kişiler renkli çizgi de görmektedir. Bir takım kişiler hemianopsi denilen görme alanında kısmi kayıp yaşar, bazıları da bulanık görür.

Duyusal aura, auralı kişilerin %30-40’ında olan en yaygın ikinci evredir.Çoğunlukla el veyahut kolda tek taraflı bir karıncalanma başlar ve aynı taraftaki ağız-burun alanına doğru dağılır. Hissizlik genellikle konum hissi kaybıyla birlikte ve karıncalanma geçtikten sonra başlar. Aura aşamasının diğer belirtileri konuşma bozuklukları ve konuşma yeteneği bozukluklarını, çevrenin dönmesini ve daha az yaygın olarak da motor meseleleri içerebilir. Motor belirtiler bunun hemiplejik bir migren olduğunu gösterir ve diğer auraların aksine halsizlik çoğunlukla bir saatten daha uzun sürer. Aura seyrek, nadiren ardışık baş ağrısı olmadan da alana gelir; buna suskun migren denir.

Ağrı aşaması

Klasik olarak baş ağrısı tek taraflıdır, zonklama şeklinde kendini gösterir ve yoğunluğu orta şiddetli ila şiddetli arasındadır. Genellikle kademeli olarak başlar ve fiziksel aktiviteyle şiddetlenir.Bununla birlikte, olayların %40’ından fazlasında ağrı çift taraflı olabilir ve çoğunlukla boyun ağrısı ile birliktedir.Çift taraflı ağrı özellikle aurasız migreni olan kişilerde yaygındır.Ağrı daha az yaygın olarak, esasen başın arka ya da üst bölümünde meyana gelebilir.Yetişkinlerde ağrı genellikle 4 ila 72 saat arasında sürer; ancak erken küçüklük döneminde çoğunlukla 1  saatten daha az sürer.Atak sıklığı değişkendir, hayat boyu çok az olabileceği gibi haftada birkaç defa de olabilir. Vasatisi yaklaşık olarak ayda birdir.

Ağrıya çoğunlukla bulantı, kusma, ışığa karşı hassasiyet, sese karşı hassasiyet, kokulara karşı hassasiyet, yorgunluk ve sinirlilik hali eşlik eder. Beyin sapı ile ilişkili ya da vücudun her iki tarafında nörolojik belirtilerin olduğu migren türü olan baziler migrende yaygın etkiler şunlardır: çevrenin dönmesi hissi, sersemlik hissi ve zihin bulanıklığı. Kişilerin %90’ında bulantı ve üçte birinde kusma alana gelir.Bu yüzden birçok kişi karanlık ve sessiz bir oda arar.Diğer belirtiler şunlar olabilir: bulanık görme, burun tıkanıklığı, ishal, sık idrar çıkma, solgunluk veya terleme. Boyunda sertlik olabileceği gibi kafa cildinde terleme ya da hassaslık da olabilir.Yaşlılıkta, alakalı semptomlar daha az yaygındır.

Postdrom

Migrenin tesirleri, ana baş ağrısı geçtikten sonraki birkaç gün devam edebilir. Bu vaziyete postdrom denir. Birçok kişi migrenin olduğu bölgede ağrı hissi ve bazı kişiler de baş ağrısının geçmesinden sonraki birkaç gün düşünce bozukluğu olduğunu bildirmiştir. Hasta kendini yorgun ya da “akşamdan kalma” hissedebilir ve kafasında ağrı, kavrama güçlüğü, mide-bağırsaklarda bazı belirtiler, ruh hali farklıkları ve güçsüzlük yaşamış olabilir. Bir özete göre, “Bazı kişiler olağandışı bir şekilde yenilenmiş ya da öforik belirtirken bazıları depresyonda ve keyifsiz olduklarını bildirmiştir.”

Nedeni

Migrenin altında yatan nedenler bilinmemektedir. Ancak etrafsal ve genetik etmenlerin karışımıyla ilişkili olduğu düşünülmektedir.Olayların üçte ikisinde aile içinde migren vardır ve nadiren tek gen bozukluğuna bağlı olarak alana gelir.Migren birkaç psikolojik vaziyet ile ilişkilidir, sözgelimi: depresyon, kaygılanma ve bipolar bozukluk ve bunların yanı sıra pek çok biyolojik olay ya da tetikleyiciler.

Genetik özellikler

İkizlerle yapılan çalışmalar, migren baş ağrılarının olmasında %34-51 oranında bir genetik tesir ihtimaline işaret etmektedir. Bu genetik ilişki, auralı migrenler için aurasız migrenlere göre daha güçlüdür. Birkaç özel gen varyantı, rizikosu az ila orta miktarda artırır.

Migrene sebep olan tek gen bozukluğu nadiren görülür.Bunlardan biri ailesel hemiplejik migren olarak bilinir ve irsiyet yoluyla otozomal baskın tarzda gelen bir auralı migren türüdür.Bu bozukluklar, iyonların taşınmasında görevli proteinleri kodlayan gen varyantları ile ilişkilidir.Migrene kapı aralayan bir başka genetik bozukluk CADASIL belirtisi veyahut subkortikal enfarktüs ve lökoensefalopati ile beraber serebral otozomal baskın arteriopatidir.

Tetikleyici etkenler

Migren tetikleyici etkenlerle başlayabilir ve bir takım kişiler bu vaziyeti olayların çok azında  ve diğerleri çoğunda görülen bir tesir olarak bildirebilir. Tetikleyici etken olarak bir hayli şey sınıflandırılmıştır, bununla beraber bu ilişkilerin kuvveti ve manalılığı belirsizdir.Tetikleyici, semptomlar başlamadan evvelki 24 saat içinde oluşabilir.

Fizyolojik unsurlar

Deklarasyonlan yaygın tetikleyici etkenler stres, açlık ve yorgunluktur (gerilim tipi baş ağrılarında bu etkenlerin eşit şekilde hissesi vardır).Migrenin adet kanaması döneminde olması daha olasıdır. Menarş (ilk adet kanaması), oral kontraseptif kullanımı,gebelik, menopoz öncesi, sırası ve sonrası dönem ve menopoz gibi diğer hormonal etkiler de migrenin olmasında rol oynar.Bu hormonal tesirlerin aurasız migrende daha çok rol oynadığı görülmektedir.Migren normalde gebeliğin ikinci ve üçüncü trimester üçüncü dönemlerinde veyahut menopozdan sonra olmaz.

Beslenme

Beslenmeye bağlı tetikleyici etkenlerin incelenmesiyle, belirtilerin subjektif değerlendirmeye dayandığı ve özel tetikleyici etkenlerin ispat etmeye veyahut tekzip etmeye yetecek kadar net olmadığı bulunmuştur. Özel ajanlarla alakalı olarak, tiraminin migren üzerine tesirine konusunda bir belirti olmadığı görülmüş ve monosodyum glutamatın (MSG) beslenmeye bağlı tetikleyici etken olarak sık sık bildirilmiş olmasına karşın bulgular bunu meblağlı bir şekilde desteklememektedir.

Etraf

Hane içi ve hane dışındaki olası tetikleyici etkenlerin incelenmesiyle genel belirtilerin yetersiz kalitede olduğu neticenine erişilmekte, yeniden de migrenli kişilerin hane içindeki havanın kalitesi ve ışıklandırma konusunda bir takım savunucu tedbirler alması önerilmektedir. Bir zamanlar üstün zekalı kimselerde daha yaygın olduğu düşünülse de bunun doğru olmadığı görülmektedir.

Patofizyoloji

Kortikal dağılan çöküntü animasyonu

Aura

Kortikal dağılan çöküntü veya dağılan Leão çöküntüsü, inaktif bir dönem sonrasında olan nöron aktivitesi patlamalarıdır ve auralı migreni olan kişilerde görülür. Neden ortaya çıktığına konusunda konusunda, kalsiyumun hücreye girmesine sebep olan NMDA reseptör aktivasyonu dahil çeşitli izahlar mevcuttur.Etkinlik patlamasından sonra, etkilenen alanda bulunan serebral kortekse doğru olan kan akışı iki ila altı saat süresince azalır.Depolarizasyonun beynin alt tarafında doğru ilerlediğinde baş ve boyundaki ağrıyı hisseden sinirlerin tetiklendiği düşünülmektedir.

Ağrı

Migren esnasında olan baş ağrısının mekanizması tam olarak bilinmemektedir. Bazı bulgular santral sinir sistemi yapılarının (örneğin; beyin sapı ve diensefalon) başlıca rolü olduğunu desteklemekte , diğer veriler de periferik aktivasyonun rolünü desteklemektedir (örneğin; baş ve boyunda bulunan kan damarlarını çevreleyen duyusal sinirler yoluyla).Olası aday damarlar şunlardır: dural arterler, piyal arterler ve kafa derisidamarları gibi ekstrakraniyal arterler. Ekstrakraniyal arter vazodilatasyonunun rolünün özellikle ehemmiyetli olduğu düşünülür.

Tanı

Migren tanısı belirti ve semptomlara dayanır. Diğer baş ağrısı nedenlerinin hariç bırakılması emeliyle, bazen Görüntüleme testi yapılır. Bu hastalığın bulunduğu çok sayıda kişiye tanı konmadığı düşünülmektedir.

Beynelmilel Baş Ağrısı Derneği’ne göre aurasız migren tanısı aşağıdaki “5, 4, 3, 2, 1 kriterlerine” göre konabilir:

  • Beş ya da daha fazla sayıda atak — “auralı” migren tanısı koymak için iki atak yeterlidir.
  • Dört saat ila üç günlük süre
  • Aşağıdakilerden ikisi ya da daha fazlası:
    • Unilateral (başın yarısını etkileyen);
    • Atımlı;
    • “Orta şiddette veya şiddetli ağrı yoğunluğu”;
    • “Rutin fiziksel aktivite ile şiddetlenme ya da rutin fiziksel aktiviteden uzak durmaya kapı aralama”
  • Aşağıdakilerden biri ya da daha fazlası:
    • Bulantı ve/veya kusma;
    • Işık (fotofobi) ve sese (fonofobi) karşı hassasiyet

Bir hastada şunlardan ikisiyle karşılaşılırsa en muhtemel tanı migrendir: fotofobi, bulantı ya da bir gün boyunca çalışamama.Bir hastada şu beş durumdan dördü ile karşılaşılırsa migren olma ihtimali %92’dir: atımlı baş ağrısı, 4–72 saatlik süre, başın bir tarafında görülen ağrı, bulantı veya kişinin yaşamı ile etkileşen belirtiler. Bu belirtilerin üçünden daha azının görüldüğü kişilerde ihtimal %17’dir.

Sınıflandırma

Migrenler öncelikle 1988 seneninde kapsamı geniş bir şekilde sınıflandırılmıştır. Beynelmilel Baş Ağrısı Derneği en son 2014 seneninde baş ağrısı sınıflandırmasını aktüellemiştir.Bu sınıflandırmaya göre, diğerlerinin arasında, gerilim tipi baş ağrısı ve demet tipi baş ağrısıile birlikte migrenler birinci derecedeki baş ağrılarıdır.

Migren yedi alt sınıfa ayrılmıştır (bazılarının kendi içinde de alt bölümleri vardır):

  • Aurasız migren ya da “yaygın migren”; auranın eşlik etmediği migren baş ağrılarını içerir
  • Auralı migren ya da “klasik migren”; genellikle auranın eşlik ettiği migren baş ağrılarını içerir. Daha az yaygın olarak, aura baş ağrısı olmadan ya da migren tipi olmayan bir baş ağrısıyla da olabilir. Diğer iki tür ailesel hemiplejik migren ve sporadik hemiplejik migrendir, burada kişide auralı migren vardır ve eşlik eden motor güçsüzlük görülmektedir. Yakın bir akrabada aynı durum mevcutsa, buna “ailesel” denir, ters takdirde “sporadik” olarak adlandırılır. Bir diğer tür baziler tip migrendir, burada baş ağrısı ve auraya konuşma güçlüğü, çevrenin dönmesi, kulak çınlaması veya beyin sapı ile ilişkili diğer birkaç belirti eşlik etmekte ancak motor güçsüzlük eşlik etmemektedir. Bu tip migrenin başlangıçta, beyin sapını besleyen arter olan baziler arterdeki adalemelere bağlı olduğu düşünülmüştür.
  • Migrenin yaygın habercileri olan periyodik küçüklük belirtileri şunlardır: periyodik kusma (ara sıra olan yoğun kusma dönemleri), abdominal migren (çoğunlukla mide bulantısını eşlik ettiği karın ağrısı) ve benign paroksismal küçüklük vertigosu (ara sıra olan vertigo atakları).
  • Ağ tabaka migreni, görme bozukluklarının ve hem de tek gözde olan geçici körlüğün eşlik ettiği migren baş ağrılarını içerir.
  • Migren komplikasyonları, çoğunlukla uzun veya sıradan dışı bir şekilde sık olan veyahut nöbet veya beyin lezyonu ile ilişkili migren baş ağrılarını ve/veya auraları tanımlar.
  • Olası migren, migrenin bir takım özelliklerine sahip olan ancak net olarak migren tanısının konmasına yetecek belirtinin olmadığı vaziyetleri tanımlar (eş vakitli aşırı ilaç kullanımının varlığında).
  • Kronik migren bir migren komplikasyonudur ve “migren baş ağrısı” tanı kriterlerini karşılayan ve daha büyük bir vakit aralığında olan bir baş ağrısıdır (bilhassa, 3 aydan daha uzun bir müddet ayda 15 gün veya daha fazla).

Abdominal migren

Abdominal migren tanısının konması tartışmalıdır.Bir takım bulgular, baş ağrısının olmadığı bir vaziyette tekrarlayıcı karın ağrısı epizodlarının bir migren türü veyahut en azından migren habercisi olabileceğine işaret etmektedir.Bu ağrı epizodları prodrom gibi migreni izleyebilir veya etmeyebilir ve normalde dakikalar ila saatler sürer. Çoğunlukla tipik şahsi veyahut ailesel migren geçmişi olan kimselerde alana gelir.Haberci olduğu düşünülen diğer belirtiler şunlardır: periyodik kusma belirtisi ve benign paroksismal küçüklük vertigosu.

Ayırıcı tanı

Migren baş ağrısına benzer belirtilere sebep olabilen diğer vaziyetler şunlardır: temporal arterit, demet tipi baş ağrısı, akut glokom, menenjit ve subaraknoid kanama. Temporal arterit normalde 50 yaş üstü kimselerde alana gelir ve kendini şakaklarda hassasiyet ile gösterir, demet tipi baş ağrısı kendini tek taraflı burun tıkanıklığı, gözyaşı ve göz çukurlarının çevreninde şiddetli ağrı ile gösterir, akut glokom görme problemleriyle, menenjit ateş ile ve subaraknoid kanama çok hızlı bir başlangıç ile ilişkilidir.Gerilim tipi baş ağrıları normalde başın her iki tarafında alana gelir, atımlı değildir ve daha az engelleyicidir.

Önleyici önlemler

Önleyici migren rehabilitasyonları şunlardır: ilaç rehabilitasyonları, besin destekleri, hayat tarzı farklıkları ve operasyon. Haftada 2 günden fazla baş ağrısı olan, akut atakların rehabilitasyonunda kullanılan ilaçları tolere edemeyen veyahut kolaylıkla kontrol altına alınamayan şiddetli atak görülen kişilere önleyici önlemler uygulamaları önerilir.

Burada hedef migrenin sıklığı, ıstırabı veya müddetinin azaltılması ve başarısız olan rehabilitasyonun etkinliğinin artırılmasıdır.Önleyici önlemler kullanmanın bir diğer sebebi aşırı ilaç kullanımına bağlı baş ağrısının önlenmesidir. Bu yaygın bir problemdir ve kronik günlük baş ağrısına sebep olabilir.

İlaç rehabilitasyonu

Önleyici migren ilaçlarının, migren ataklarının sıklığı veyahut şiddetini en az %50 azaltmaları vaziyetinde tesirli olduğu düşünülür.Kılavuzlar; topiramat, divalproeks/sodyum valproat, propranolol ve metoprololün birinci basamak kullanımda en yüksek ispat düzeyine sahip olarak değerlendirilmesi ile ilgili oldukça meblağlıdır.Bununla beraber, gabapentinin tesiri konusunda tavsiyeler farklılık göstermektedir. Migrenin önlenmesinde ve migren atağının sıklığı ve şiddetinin azaltılmasında timolol da tesirlidir, oysa frovatriptan adet kanamasına bağlı migrenin önlenmesinde tesirlidir. Amitriptilin ve venlafaksin de muhtemelen tesirlidir. Kronik migreni olan kişilerde botoks uygulamasının yararlı olduğu bulunmuştur ancak bu uygulama epizodik kronik migreni olan kişiler için yararlı değildir.

Alternatif tedaviler

Petasites hybridus(öksürük otu) kök ekstresinin migrenin önlenmesinde etkili olduğu gösterilmiştir.

Aletler ve ameliyat

Migrenin önlenmesinde biyogeribildirim ve nörostimülatör gibi tıbbi aletlerin, özellikle yaygın migren ilaçlarının kontrendike olduğu durumlarda ya da aşırı ilaç kullanımı durumunda bazı avantajları vardır. Biyogeribildirim, kişilerin bazı fizyolojik parametrelerin farkında olmasına yardımcı olur. Böylelikle, bu parametreler kontrol altına alınabilir, kişi gevşeyebilir ve migren tedavisinde etkisi olabilir. Nörostimülasyonda (sinirlerin uyarılması), zor tedavi edilen kronik migren tedavisi için, kalp piline benzeyen ve cilt altına yerleştirilebilen nörostimülatörler kullanılır ve şiddetli olaylarda cesaretlendirici sonuçlar ele geçirilebilir. Baş ve boyun etrafındaki bazı sinirlerin dekompresyonunu içeren migren cerrahisi, ilaçla düzelmeye sağlanamayan bazı kişiler için bir tercih olabilir.

Tedavi

Üç ana tedavi yaklaşımı mevcuttur: tetikleyiciden uzak durulması, akut belirtilerin kontrol altına alınması ve farmakolojik açıdan tedbire.Erken atak döneminde kullanılmaları durumunda ilaçlar daha fazla etki gösterir. İlaçların sık kullanılması, baş ağrılarının daha da şiddetlendiği ve daha sık görüldüğü aşırı ilaç kullanımına bağlı baş ağrısına yol açar. Bu durum triptanlar, ergotaminler ve ağrı kesiciler, özellikle de narkotik analjezikler ile alana gelir.

Ağrı kesiciler

Hafif ila orta şiddette belirtilere sahip kişiler için önerilen başlangıç tedavisi nonsteroidal antienflamatuvar ilaçlar (NSAİİ) gibi basit ağrı kesiciler ya da asetaminofen, asetilsalisilik asit ve kafein kombinasyonudur. Birkaç NSAİİ ile ilgili kullanımlarını destekleyecek bulgular mevcuttur. Kişilerin neredeyse yarısında ibuprofenin ağrıyı etkili bir şekilde giderdiği bulunmuştur.Diklofenakın da etkili olduğu ortaya konulmuştur.

Aspirin orta şiddette-şiddetli migren ağrılarını giderebilir ve etkisi sumatriptan ile benzerdir. Ketorolak, piyasada damar içine uygulanan bir formülasyon şeklinde mevcuttur.Parasetamol (asetaminofen olarak da bilinir), tek başına ya da metoklopramid ile birlikte kullanılan diğer bir etkili tedavidir ve istenmeyen etki rizikosu düşüktür. Asetaminofen ve metoklopramid gebeliğin üçüncü trimesterine kadar NSAİİ’ler gibi güvenli kabul edilmektedir.

Triptanlar

Sumatriptan gibi triptanlar, kişilerin neredeyse %75’inde hem ağrı hem de bulantı için etkilidir. Orta şiddette-şiddetli ağrısı olanlar ya da daha hafif belirtileri olan ve basit ağrı kesicilere cevap vermeyen kişiler için ilk olarak önerilen tedavilerdir. Pazarda mevcut değişik ilaç şekilleri şunlardır: oral, enjektabl, burun spreyi ve ağızda çözünen tablet. Genel olarak, tüm triptanların eşit derecede etkili olduğu ve benzer yan etkilere sahip olduğu görülmektedir. Bununla birlikte, kişiler bazılarına daha iyi yanıt verebilir. Cildin kızarması gibi çoğu yan etki hafiftir; ancak nadir miyokard iskemisi olayları olmuştur. Bu yüzden bunlar kalp damar hastalığı olan kişilere önerilmez. Geçmişte baziler migrenli kişilere önerilmemelerine rağmen, bu popülasyonda bu ikazın verilmesini gerektirecek kadar, kullanımlarının zarar veren etki oluşturduğuna dair spesifik bir bulgu mevcut değildir.Bağımlılık yapmazlar ancak ayda 10 günden fazla kullanılmaları vaziyetinde aşırı ilaç kullanımına bağlı baş ağrısına kapı aralayabilirler.

Ergotaminler

Ergotamin ve dihidroergotamin migren için hali hazırda reçete edilen daha önceki ilaçlardır, dihidroergotamin burun spreyi ve enjeksiyonluk çözelti şeklindedir.Bu iki ilaç triptanlarla eşit derecede tesirli gibi görünmektedir daha ucuzdur ve normalde iyi huylu olan istenmeyen tesirlere kapı aralarlar. Status migrenozus gibi kişiyi güçten düşüren vaziyetlerde en tesirli rehabilitasyon seçeneği gibi görünürler.

Diğer

İntravenöz metoklopramid veyahut intranazal lidokain diğer potansiyel seçeneklerdir. Metoklopramid, acil servise getirilenler için tekliflen rehabilitasyondur. Tek doz damar içi deksametazon bir migren nöbetinin standart rehabilitasyonuna ilave ettiğinde, takip eden 72 saat içinde nükseden baş ağrısında %26 azalma sağlar Sürmekte olan bir migren baş ağrısını rehabilitasyonda spinal yönlendirme, ispatlarla desteklenmemektedir. Opioidler ve barbitüratların kullanılmaması önerilir.

Prognoz

Migrenli insanlarda uzun müddetli prognoz değişkenlik gösterir. Migrenli kişilerin çoğunun hastalıklarından dolayı verimden düştükleri dönemler olur, ancak, normalde vaziyet oldukça tehlikesizdir  ve ölüm rizikosunun artmasıyla ilişkilendirilmez. Hastalığın dört ana biçimi vardır: Belirtiler tamamiyle ortadan kaldırılabilir, belirtiler devam edebilir fakat giderek giderek azalır, belirtiler aynı sıklıkta ve şiddette sürebilir, veyahut nöbetler kötüye gidebilir ve sıklaşabilir.

Auralı migrenler, iskemik inme  için rizikosu iki katına çıkararak bir riziko etkeni olarak görülmektedir. Genç bir yetişkin olmak, kadın olmak, hormonal kontrasepsiyon kullanmak ve sigara içmek bu rizikosu arttırır. Ayrı olarak, servikal arter diseksiyonuyla da bir ilişkisi olduğu görülmektedir. Aurasız migren, bir etken olarak görünmüyor. Kalp meseleleriyle ilişkisi, arada ilişki olduğunu destekleyen sadece bir çalışma olması hasebiyle neticeye bağlanmamıştır. Ancak genel olarak migrenin, felç veya kalp hastalığından doğan ölüm rizikonunu arttırdığı görülmemektedir. Auralı migreni olan kişilere uygulanan migren önleyici rehabilitasyon, bununla ilişkili felçleri engelleyebilir.

Epidemiyoloji

İşlev kaybına uyarlanmış hayat senesi migren için her 100,000  sakin, 2002 seneninde

 <45 45–65

65–85

85–105

105–125

125–145

145–165

165–185

185–205

205–225

225–245

>245

Bu rakamsal veriler, yaşa göre büyük ölçüde değişir: migren, en yaygın olarak 15 ile 24 yaş arasında başlar, en sık 35 yaş ile 45 yaşlarında görülür. Çocuklarda, 7  yaşındakilerin %1,7’sinde ve 7 ila 15  yaş arasındakilerin %3,9’unda migren görülür, ergenlik döneminden önce erkek çocuklarda biraz daha fazla yaygındır. Ergenlik çağında, migren kadınlar arasında daha yaygın hale gelir ve hayat boyu devam eder; ihtiyar kadınlarda yaşlı erkeklere kıyasla iki kat daha yaygındır. Kadınlarda aurasız migren, auralı migrenden daha yaygındır; ancak erkeklerde her iki tip de benzer sıklıkta görülür.

Perimenopoz esnasında, şiddeti azalmadan önce belirtileri sıklıkla daha kötüye gider. Belirtiler, yaşlıların üçte ikisinde ortadan kalkarken, %3 ila %10 arasında devam eder.

Tarihçe

‘Baş Ağrısı, George Cruikshank (1819)

Migren konusunda ilk izah, milâttan önce 1200  civarında antik Mısır’da yazılmış Ebers Tıp Papirüsü’nde bulunur. İsa’dan önce 200 seneninde, Hipokrat tıp okulundaki yazılar, görsel auranın baş ağrısından önce geldiği ve kusma yoluyla kısmi deşarj olma sağlandığını tanımlamıştır.

Demir Devrinden bir trepanated kafatası. Kafatasındaki deliğin etrafı, yeni bir kemik doku büyümesi ile yuvarlak hale geliyor; bu da o kişinin operasyondan sağ çıktığını gösteriyor.

migraine ophthalmique) ve aurasız migren (migraine vulgaire).

Trepanasyon, kafatası içinde maksatlı delik açma, milâttan önce 7,000  seneninde uygulanmıştır. Bu işlemin uygulandığı bazı kişiler yaşasa da pek çoğu enfeksiyon nedeniyle yaşamını yitirmiştir. Bu işlemin “kötü ruhların kaçmasına müsaade ederek” işe yaradığına inanılırdı. William Harvey 17. asırda, trepanasyonun bir migren tedavi yolu olarak kullanılmasını önermiştir.

Migren için birçok tedavi tecrübe etmiş olsa da ancak 1868’de, kullanılan bir maddenin etkili olduğu ortaya çıkmıştır.Bu madde, 1918’de içinden ergotamin yalıtılan fungus ergo idi.Methysergide 1959 seneninde ve ilk triptan olan sumatriptan 1988 seneninde geliştirildi. 20. Asırda yapılan daha iyi çalışmalarla etkili önleyici önlemler bulundu ve onaylandı.

Toplum ve kültür

Migren, ehemmiyetli derecede hem tıbbi giderlere hem de verimlilik kaybına kapı aralamaktadır. Senede 27 milyar Euro’dan fazla fiyatıyla, Avrupa Topluluğundaki en giderli nörolojik bozukluk olduğu düşünülmektedir.Amerika Birleşik Devletleri’nde, direk giderlerin 17  milyar dolar olduğu düşünülmektedir.Bu fiyatın yaklaşık onda biri triptan fiyatıdır. Endirekt giderler yaklaşık 15 milyar dolar tutmakta ve bunun en büyük bölümünü işgücü kaybı oluşturmaktadır.Migren ağrısı ile çalışmaya devam edenlerde ise yaklaşık üçte bir oranında iş verimliliği azalmaktadır. Ayrı olarak, kişinin ailesi için de negatif etkileri sık sık görülür.

Araştırma

Kalsitonin gen ilişkili peptidlerin (CGRP) migrenle ilişkili ağrıların patojenezinde rol oynadığı ortaya çıkmıştır. Olcegepant ve telcagepant gibi CGRP reseptör anatgonistleri, migren tedavisi için hem in vitro hem de muayenehane çalışmalarda araştırılmıştır. 2011 seneninde Merck, araştırma aşamasındaki ilaçları telcagepant ile alakalı III. aşama klinik denemeleridurdurmuştur.Transkranial manyetik stimülasyon tedavisi umut vadeden tedavilerdendir.

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz