Bize Ulaşın 0 (232) 854 1 854

Ayrancılar (Havaalanına 10 km) / İzmir İletişim

  • tr
Ara 12

Mevsimsel Hastalıklardan Korunma Yöntemleri

Mevsimsel Hastalıklardan Korunma Yöntemleri

Kışın kapalı mekanlarda geçirilen vaktin artmasına bağlı olarak enfeksiyonların görülme sıklığı da artıyor. İşte; nezle, grip, bronşit, zatürre gibi hastalıklardan korunma kılavuzu…

Kış mevsiminde güneş ışınlarından daha az faydalanmanın yanı sıra, yoğun strese maruz kalmak da bağışıklığımızın düşmesine kapı aralayarak bizi enfeksiyona açık hale getiriyor. Bu ayları sıhhatli geçirmenin en doğru yolu evvela doktorların tekliflerini dinlemekten geçiyor. Solunum yolu enfeksiyonları bir hayli kişi tarafından hafife alınsa da hayat kalitemizi düşüren ve bizi uzun müddet işimizden alıkoyan ehemmiyetli sıhhat meseleleri arasında bulunuyor. Kış aylarında, toplu halde kapalı ve iyi havalandırılmayan mekanlarda bulunmak bakteri ve virüslerin bulaşmasını kolaylaştırıyor.

Kapalı mekanlarda fazla vakit geçirmek soğuk algınlığına neden oluyor.

Soğuk algınlığı (Nezle), çeşitli virüslerin sebep olduğu ve üst solunum yollarında bir takım yakınmalarla izleyen hafif seyirli bir hastalık. Hemen herkes senede bir-iki defa soğuk algınlığına yakalanabiliyor. Bilhassa mevsim geçişlerinde ani ısı farklıkları sebebiyle soğuk algınlığı görülme sıklığı artıyor. Bu yüzden soğuk algınlığı en fazla güz döneminde ortaya çıkıyor. Kapalı mekanlarda daha fazla zaman geçirme, güneş ışınlarından daha az faydalanma ile kötü havalandırma şartları, enfeksiyonun gelişmesini ve dağılmasını hızlandıran etmenler. Hastalığa yakalanmanın yaş ve cinsiyetle alakası olmasa da çocukların erişkinlere oranla daha duyarlı olduğu belirtiliyor. Soğuk algınlığı en fazla 7-10 gün içinde, rehabilitasyon edilmesine gerek duyulmadan spontane geçiyor. Ancak hastalık sinüzit, orta kulak irini ve zatürre gibi komplikasyonlara kapı aralarsa hastanın iyileşmesinin zorlaşabileceği ve tedavi süresinin uzayabileceğinin de unutulmaması gerekiyor.

Soğuk algınlığında antibiyotik içmeye gerek yok!

Soğuk algınlığında antibiyotik tedavisine gerek duyulmuyor, belirtilere yönelik tedavi uygulanıyor. Baş ağrısı, kırıklık ve ateş için ağrı kesici-ateş düşürücü ilaçlar kullanılabiliyor. Burnu tuzlu suyla yıkamak ve C vitamininden zengin besinleri bolca tüketmek de soğuk algınlığında sıkça faydalanılan yollar arasında bulunuyor. Ayrı olarak burun tıkanıklığını giderici spreyler veyahut burun damlaları da tedavide tesirli oluyor. İstirahat edilmesi ve stresten uzak durulması, vücut direncinin yine kazanılması için son derece ehemmiyetli. Sinüzit, orta kulak irini ve zatürre gibi ciddi komplikasyonlara da sebep olabilen soğuk algınlığında, bir hafta geçmesine karşın iyileşme olmaz ve yakınmaların şiddetlendiği fark edilirse kesinlikle bir uzmana müracaat edilmesi gerekiyor.

Soğuk algınlığından korunma yöntemleri

• Kalabalık ve toplu yaşanan kapalı ortamlardan uzak durmaya özen gösterin.

• Soğuk algınlığına yakalanan kişilerle yakın temasa geçmeyin.

• Virüsler bulaştıkları yerlerde canlı kalabiliyor. Bu yüzden özel eşyanızı soğuk algınlığına yakalanan kişilerle kullanmamaya özen gösterin.

• Ellerinizi sık sık sabunlu suyla yıkayın.

Grip rehabilitasyonunda sanılanın aksine antibiyotiğe gerek duyulmuyor.

Grip tüm dünyayı etkileyen salgınlara sebep olabilen influenza virüsünün kapı araladığı viral bir enfeksiyon. Toplumda sıklıkla soğuk algınlığı ile karıştırılıyor. Ekseriyetle kış aylarında ortaya çıkan grip, yaz sonlarında da salgın halinde görülebiliyor. Küçük çocukları, vücut direnci düşmüş yaşlıları ve hasta kişileri daha çok tesiri altına alırken; okul, kışla, fabrika ve bakım hanesi gibi toplu hayatın olduğu yerlerde virüs daha kolay bulaşıyor ve hastalık hızla dağılıyor. Hazan ve kış mevsimlerinde toplu taşıma araçları, sinema ve tiyatro gibi kalabalık grupların bulunduğu yerler de hastalığın bulaşmasını kolaylaştırıyor. Grip 4 ila 5 gün içinde ağır ağır düzelmeye başlıyor ve çoklukla bir hafta içinde de geçiyor. Ancak sinüzit, orta kulak irini, zatürre gibi komplikasyonlar gelişirse, bilhassa gebelerde, çocuklarda ve bağışıklığı baskılanmış kişilerde tablo ağırlaşarak hayatı tehdit edebiliyor. Ayrı olarak hastayı günlerce yatağa bağladığı için ciddi iş gücü kaybına da sebep olabiliyor.

Grip tedavisi gribin etkin bir şekilde tedavisi için öncelikle yatak istirahati gerekiyor.

Yüksek ateşin düşürülmesi ve adale ağrılarının dindirilmesi tedavide en ehemmiyetli nokta. Ateşi düşürmek için parasetamol içeren ilaçlardan istifade ediliyor; sanılanın aksine gribin rehabilitasyonunda antibiyotiğe gerek duyulmuyor. Ancak yaşlılar ve çocuklar gibi riziko grubundaki kişilerde bakteriyel süper enfeksiyon gelişmişse bunları iyileştirmek için antibiyotik kullanılabiliyor. Burun akıntısını azaltan dekongestanlar, boğazda oluşan yanma ve ağrı hissini azaltan gargara, sprey, pastiller ve öksürük şurupları da kullanılabiliyor. Bol sıvı tüketmek ve C vitamininden zengin besinleri sofradan eksik etmemek vücudu güçlendirirken, istirahat ve uyku düzenine dikkat etmek de genel halsizlik ile adale ağrılarının giderilmesinde oldukça yararlı.

Gripten korunma yöntemleri

• Gribe yakalanan kişilerle yakın temastan kaçının.

• Havlu, bardak gibi özel eşyalarınızı hasta kişilerle paylaşmayın.

• El temizliğine özen gösterin. Elinizi göz ve burnunuzla temas ettirmeyin.

• Bilhassa kapalı mekanlardan, havalandırması iyi olmayan yerlerden olası olduğunca uzak durun.

• Mevsime uygun giyinmeye özen gösterin. Kıyafetleriniz ne çok ince ne de çok kalın olmalı.

Akut bronşitin nedeni virüs

Akut bronşitin en ehemmiyetli nedeni virüslerdir. Vücut direnci düştüğünde bu virüsler irine sebep oluyor. İltihaplanan bronşlar şişerek balgam üretirler. Üst solunum yolu enfeksiyonlarını takiben enfeksiyonun alt solunum yoluna inmesi ve akut bronşite yol açması özellikle alerjik hastalarda sıkça görülen bir vaziyet. Tedavide ateş düşürücüler, öksürük şurupları, ağrı kesiciler kullanılıyor. Balgamı kolay bir şekilde çıkarmak için, bol sıvı alımı ve balgam söktürücüler tedaviye ilave edebiliyor. Tedavinin yararlı olması için, sigara tüketiliyorsa mutlaka bırakılması gerekiyor.

Akut bronşit nasıl tedavi ediliyor?

Akut bronşitte yüzde 70 etkenler virüslerdir ve bu yüzden rehabilitasyonda antibiyotikler ilk tasarıda kullanılmıyor; ancak enfeksiyonun seyrine bakteriyel enfeksiyonlar ilave edebildiğinden antibiyotik ihtiyacı doğabiliyor. Ayrı olarak KOAH, astım, bronşiektazi, kistik fibroz gibi altta yatan bir akciğer hastalığı bulunan kişilerde akut bronşit seyri çok daha ağır olabiliyor; bu vaziyetlerde balgam kültürü alınması, ampirik antibiyotiğe kültür neticenini beklemeden erken başlanması hayati ehemmiyet taşıyor. Akut bronşitte vücudun daha önceki sıhhatine kavuşması vasati 7-10 gün sürüyor. Ancak yorgunluk, sigara tüketiminin devam etmesi, yetersiz beslenme ve rehabilitasyon olmama hastalığın ilerleyerek akciğer irinine dönüşmesine sebep olabiliyor. Bu nedenle hastanın mutlaka tedavi olması, vücudunun yeniden direncine kavuşması için istirahat etmesi çok önemli.

Akut bronşitten korunma yöntemleri

• Hava kirliliğinin yoğun olduğu günlerde mümkün olduğunca sokağa çıkmayın.

• Kapalı ve iyi havalandırılmayan ortamlardan uzak durun.

• Bronşite yakalanmış kişilerle yakın temastan kaçının.

• Sigara tüketmeyin, içilen mekanlarda da bulunmayın.

• Elinizi sık sık sabunlu suyla yıkayın.

• Öksürürken ağzınızı eliniz veya mendilinizle ağzınızı kapatarak damlacıkların dağılımını azaltın.

Zatürre yoğun bakım gerektirecek derecede ağır bir hastalık

Kış mevsiminde daha sık görülen zatürre, bakteri veyahut virüslerin sebep olduğu ciddi bir akciğer enfeksiyonu hastalığı. Toplum orijinli pnömoni, ayakta geçirilen hafif bir enfeksiyondan, hastanede yatmaya, hem de yoğun bakımı gerektirecek ağır bir hastalığa kadar değişik muayenehane seyirlere kapı aralayabiliyor. Erişkinlerde Streptococcus pneumoniae (Pnömokok) en sık görülen patojenken, çocuklarda ise Respiratuar Sinsityal virüs (RSV) en sık kapı aralayan viral ajan.

Her yaşta görülebiliyor

Her yaşta görülebilen zatürre bebek, küçük çocuklar ve ileri yaştaki fertlerde daha çok ölümcül izlerken; ileri yaştaki fertlerde, bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde (kortizon kullanan, kemoterapi alan vb.), diyabet, böbrek veya karaciğer yetmezliği olan, dalağı alınmış hastalarda da ölümle sonuçlanabilecek tablolara kapı aralayabiliyor. Sıhhat Bakanlığı’nın istatistiklerine göre ülkemizde her sene 90 bin zatürre olayı görülüyor ve 2500 kişi yaşamını yitiriyor. Ancak uzmanlara göre Türkiye için gerçek rakamların çok daha yüksek olduğu ve her yıl takriben 500 bin kişinin zatürreden etkilendiği düşünülüyor. Yeniden Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, ülkemizde 1- 4 yaş arasındaki çocuklarda en sık görülen ölüm nedeninin yüzde 22’sini zatürre oluşturuyor.

Zatürre tedavisi

Zatürre antibiyotikle tedavi edilmesi şart olan bir hastalık. Antibiyotiğin doğru seçilmesi, yeterli doz ve sürede kullanılması tedavi yanıtını etkileyen en önemli etmen; antibiyotik seçiminin hastanın enfekte olduğu öngörülen mikroorganizma ve hastaya ait risk faktörleri göz önüne alınarak yapılması gerekiyor. Buna karşılık pnömokokların gün geçtikte penisilin ve başka antibiyotiklere karşı direnç kazanmaları tedavide bazen mesele yaratabiliyor. Gribin aksine zatürrede yüksek ateşin düşmesi bir haftayı bulabiliyor. Fakat burada beklenilen, antibiyotiğe başlanılmasından sonraki 48. saatte ateş kontrolünün sağlanması. Tedavide ayrı olarak öksürüğü hafifleten, ateş düşüren, balgamı sulandıran ve balgamın çıkarılmasını kolaylaştıran ilaçlardan da faydalanılıyor. Tedavisi 1 ila 3 hafta süren zatürrede yatak istirahati de, vücut direncinin yeniden kazanılması için çok önemli.

Zatürreden korunma yöntemleri

Pek çok bakteri ve virüsün kapı araladığı zatürreyi net olarak önleyecek bir savunma yolu yok. Ancak aşı yaptırmak şu an için zatürreyi önlemenin en etkin yolu. Bu amaçla pnömokok aşısı uygulanıyor. Özellikle yüksek risk taşıyan kişilerin (kalp, akciğer, kan, böbrek ve diyabet hastaları, dalağı alınmış kişilerin, 65 yaş üzerindekilerin) mutlaka zatürre aşısı yaptırmaları gerekiyor.

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz