Bize Ulaşın 0 (232) 854 1 854

Ayrancılar (Havaalanına 10 km) / İzmir İletişim

  • tr
Eyl 22

Antidepresanların bilinmeyenleri

Antidepresanların bilinmeyenleri

Mutluluk, mutsuzluk, çöküntü gibi konularda herkesin söyleyecek sözleri ve tavsiyeleri kesinlikle var… Kendini çöküntüde hisseden kişi, çeşitli şahsi gelişim metotları ve öğretilere alaka geliştirebilir. Uzak Doğu öğretileri, meditasyonlar kuşkusuz kişinin hayata mana verme gayretinde değerli bilgiler verirler. Nöroloji Uzmanları, çöküntü yaşayan kişilerin müracaat etmesi şart olan adresin şahsi gelişim uzmanı değil, alanında uzman bir doktor olması gerektiğini söylüyorlar…

ANTİDEPRESANLAR YOKKEN NE YAPILIYORDU?

Çöküntünün ilaçla rehabilitasyonu 1950’lerden sonra gelişti. Önceden çöküntü rehabilitasyonunda kullanılan iyi bir bir ilaç yoktu. Çoğu kez eski metotlar kullanılıyordu. Mesela Çin’in bir takım bölgelerinde ağır çöküntülü hastalar yüksek yamaçlardan göllere veyahut nehirlere atılıyor, suyun şok tesiri ile kişiler ya çöküntüden kurtuluyor veyahut yüksekten düşme neticesinde ölümler olabiliyordu…

BEYNİMİZDE KİMYEVİ POSTACILAR MI VAR?

Beynimizde aktif görev yapan nöron denilen 10 milyar hücre var. En az bunun 8-10 katıda nöronları destekleyen “glia hücreleri’’ denilen destek hücreleri var. Her nöronun da sayısı çok değişken, bazen binlerce olan tel tel uzantıları vardır. Bu uzantılar aracılığıyla sinyal gönderip sinyal alarak, nöronlar birbirleri ile haberleşme sağlarlar. Sinyaller gidip gelirken hücreleri birbirinden ayıran minik boşlukları aşmaları gerekir. Bir sinir hücresi, diğer bir hücre ile iletişim kurmak istediğinde bir kimyevi salgılar. Bu salgılanan kimyasal postacılara “nörotransmitter” deniliyor. Salgılanan kimsayal postacı, iki hücre arasındaki boşluğu geçer ve diğer sinir hücresine tutunur. Diğer sinir hücresine geçen kimyasal postacı ise yüklendiği koda göre ya birtakım faaliyetler başlatır veya birtakım faaliyetleri engeller. Sonraki süreçte görevini yapan kimyasal postacılar ortadan kaldırılır. İşte antidepresanlar bu mantıkla görev yaparlar. Ya depresyona kapı aralayan faaliyetleri engellerler veya depresyonu ortadan kaldıracak (serotonin, noradrenalin gibi) birtakım kimyasalların aktivitesini artırırlar…

Dolayısıyla beyin ve vücut kimyasındaki değişimler depresyona kapı aralar. Beyindeki dopamin, serotonin, endorfin ve noradrenalin gibi kimyasalların bozulması kişiye depresyona sokabilir. Ancak daha daha bilinmeyen bir hayli nörokimyasal mekanizma da buna kapı aralayabilir.

DEPRESYONUN HAFTALAR SONRA GEÇİYOR OLMASI HALA BİLİNMEYEN BİR SUAL!

Antidepresanların çok büyük çoğunluğu, beyindeki serotonin düzeyini yükselterek tesir gösterir.

Bu ilaçların hepsinin temel özelliği sinir hücreleri arasında olabildiğince fazla serotonin yoğunluğu oluşturarak depresyonu düzeltebilmektir.

Antidepresanlarla kandaki serotonin düzeyi hemen yükseldiği halde, depresyonun düzelmesinin neden haftalar sonra gerçekleştiği ise şu an için bilinmeyen bir durumdur.

YAN ETKİLER NASIL OLUŞUR?

Serotoninin yüzde 98’i vücutta, yüzde ikisi ise beyinde bulunur. Antidepresan ilaçlardan oluşan yan tesirlerin çoğu, beyin serotonin düzeyi yükseltilirken vücuttaki serotonin düzeylerinin de artmasından kaynaklanır. Hem de seyrek de olsa “serotonin belirtisi” tecrübe et ağır muayenehane tablolar dahi oluşabilir.

DÜŞ GÖRMEYE MANİ Mİ?

Serotonin, uykunun düş görülen aşaması olan REM döneminde en düşük düzeydedir. Antidepresan ilaçlar serotonini yükselttiğinden, antidepresanlar yüksek oranda rüya görmeyi engellerler. Zira, başka bir nörotransmitter madde olan asetilkolinde nispi bir düşme oluştururlar. Asetilkolinin azalması ise rüya görmeyi zorlaştırır.

DEPRESYONDA TEK SEBEP SEROTONİN EKSİKLİĞİ Mİ?

Bazı antidepresanlar, yalnızca beyindeki noradrenalin düzeyini yükselterek etki gösterir. Bu vaziyet depresyonun sadece serotonin eksikliği ile açıklayamayacağını daha karışık mekanizmaların olduğunu gösterir. Dolayısıyla yalnızca serotonin aktivitesinin artırılması değil, noradrenalin aktivitesinin yükseltilmesi de çöküntüsü düzeltebiliyor.

Dopamin, neşe, keyif ve hareketliliği sağlayan bir nöroransmitterdir. Hem de azlığında Parkinson hastalığı oluşur. Antidepresan ilaçlardan bazıları değişen düzeylerde dopamin düzeylerini de yükselterek çöküntü rehabilitasyonunda rol oynarlar. Ancak bazen dopamin düzeylerinde anormal yükselmeler de olur. Bu vaziyette aşırı hareketlilik, daimi konuşma, az uyuma, aşırı keyif hali, sanrılar ve çeşitli davranış bozuklukları ile karekterize hipomani veya mani hastalığı ortaya çıkabilir

Antidepresan kullanan bir kişide, aşırı hareketlilik ve aşırı neşe halleri görüldüğünde hemen doktoruyla iletişime geçilmeli.

DOKTOR TEKLİFİ OLMADAN SAKIN KULLANMAYIN!

Her antidepresan her kişi de aynı tesiri veyahut yan tesiri göstermeyebilir. Antidepresanlar çoğunlukla aylar süren uzun müddetli bir kullanım gerektirir. Tesirini haftalar sonra gösterir. Bu yüzden iyileşme için sabırlı olunmalı. Ayrı olarak ilaç kullanımı katiyen doktor teklifi olmadan azaltılmamalı veyahut kesilmemeli…

ANTİDEPRESANLAR KİŞİYİ UYUŞUK YAPAR MI?

Beyindeki ehemmiyetli nörotransmitterlerden olan GABA, beyin uyarılabilirliliğini azaltan bir madde. Bu yüzden GABA aktivitesini artıran ilaçlar epilepsi (sara) hastalığında kullanılır. Antidepresanlar bazen GABA aktivitesini de yükselterek onları hiçbir şeye aldırmayan vurdumduymaz donuk ve uyku eğilimi olan bir kişiliğe sokabilir. Ancak birçok kişi de antidepresanlardan meydana gelen uyuşukluk ve uyku eğilimi, bir müddet sonra ortadan kalkabilir.

BEYNE ZARAR VERİRLER Mİ?

Antidepresanların alışkanlık yapmadıkları öne sürülse de, bu konu tartışmalıdır. Ancak antidepresanların, beyne kalıcı zararlar vermedikleri düşünülüyor.

ANTİDEPRESANLAR KİLO YAPAR MI?

Depresyon ile obezite arasında ciddi bir ilişki söz konusudur. Depresyonun kendisi de obeziteye kapı aralayabileceği gibi, depresyon ilaçları da kilo artışı yapabilir. Ancak yıllardır depresyon rehabilitasyonu yapan bir hekim olarak kişisel gözlemim; kilo alımında asıl mesul olan etmenin ilaç kullanımı olduğu istikametindedir. Ancak antidepresanlar bazen daha nadir de olsa zıddı kilo kaybı da yapabilirler.

DEPRESYON REHABİLİTASYONA KARŞIN TEKRARLAR MI?

Antidepresan ilaçların, iyileşmeyi takiben kesilmesi durumunda, depresyon tamamiyle geçebileceği gibi bir süre sonra depresyon tablosu geri de gelebilir. Bununla birlikte depresyonun tekrarlaması durumunda yeniden aynı antidepresan verilerek hasta rehabilitasyon edilmeye çalışıldığında başarısızlıkla sonuçlanabilir. Bunun sebebi tam olarak açıklayamıyor.

ANTİDEPRESANLAR NETİCE VERMEZSE NE YAPILABİLİR?

Her şeye karşın çok çeşitli antidepresan kullanılmasına rağmen iyileşmeyen depresyonlu hastaların sayısı hiç de az değildir. Böyle hastalara kliniklerde EKT uygulanmaları önerilir. Böyle ilaçlara dirençli çöküntü hastalarının bir bölümü psikoterapilerden yarar görebilir. Ancak son senelerin popüler rehabilitasyonlarından olan TMS, non-invazif (zararsız) bir metot olduğundan EKT’ye göre daha seçenek edilebilir bir metot.

TMS rehabilitasyonunda manyetik alan beyne penetre olarak uygulama alanında yeni aksiyon potansiyelleri oluşturur. Aynı bir ses ekosu gibi nöron gövdelerinde dağılarak bir sinir hücresinden diğerine geçen manyetik ikazlar, aksayan veyahut tıkanan sinir mesajımını ve nörotransmitter salımını yine balansa sokar. Böylelikle rehabilitasyona dirençli veya tam düzelme sağlanamamış veyahut antidepresan kullanması mahsurlu olan hastalarda uygulanabilir.

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz